Ayet 51: Muhakkak ki biz, mü’minlerin ilki olduk diye Rabbimizin, hatalarımızı mağfiret etmesini umuyoruz (istiyoruz).
Ayet 52: Ve Musa (A.S)’a “Kullarım ile gece yola çık. Muhakkak ki siz, takip edilecek olanlarsınız.” diye vahyettik.
Ayet 53: Bunun üzerine firavun, şehirlere toplayıcılar gönderdi.
Ayet 54: Ve muhakkak ki bunlar, gerçekten (sayıları) az olan küçük bir grup.
Ayet 55: Ve muhakkak ki onlar, gerçekten bizi çok öfkelendiren (bize karşı çok öfke duyan) (bir toplum).
Ayet 56: Ve muhakkak ki biz, gerçekten sakınılan (korkulan) bir topluluğuz.
Ayet 57: Böylece Biz, onları (firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan çıkardık.
Ayet 58: Ve hazinelerden ve kerim (ikram edilmiş, yüksek) makamlardan (çıkardık).
Ayet 59: İşte böylece onlara (onların ülkesine), İsrailoğulları’nı varis kıldık.
Ayet 60: Böylece doğuya doğru (Kızıldeniz’e doğru), onların peşine düştüler.
Ayet 61: İki topluluk birbirini gördüğü zaman, Musa (A.S)’ın ashabı, “Gerçekten bize yetiştiler.” dediler.
Ayet 62: (Musa A.S): “Hayır, muhakkak ki Rabbim benimle beraber, O, beni hidayete (kurtuluşa) ulaştıracaktır.” dedi.
Ayet 63: O zaman Musa (A.S)’a: “Asanı denize vur.” diye vahyettik. Hemen deniz infilâk etti (patlayarak yarıldı ve ikiye ayrıldı). Böylece her parça büyük ve yüksek dağ gibi oldu.
Ayet 64: Ve diğerlerini (de) oraya yaklaştırdık.
Ayet 65: Ve Musa (A.S)’ı ve onunla beraber olanların hepsini kurtardık.
Ayet 66: Sonra diğerlerini (denizde) boğduk.
Ayet 67: Muhakkak ki bunda gerçekten âyet (ibret) vardır. (Fakat) onların çoğu mü’min olmadılar.
Ayet 68: Ve muhakkak ki senin Rabbin, işte O, elbette Azîz’dir (yüce), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).
Ayet 69: Ve onlara İbrâhîm (A.S)’ın haberini tilâvet et (oku)!
Ayet 70: Babasına ve onun kavmine: “Taptığınız şey nedir?” demişti.
Ayet 71: “Biz putlara tapıyoruz. Böylece onlara devamlı ibadet edeceğiz.” dediler.
Ayet 72: (İbrâhîm A.S): “Dua ettiğiniz zaman sizi işitiyorlar mı?” dedi.
Ayet 73: Yoksa size fayda veya zarar veriyorlar mı?
Ayet 74: “Hayır, babalarımızı böyle yapıyor (ibadet ediyor) bulduk.” dediler.
Ayet 75: (İbrâhîm A.S): “Öyleyse taptığınız şeylerin ne olduğunu gördünüz mü?” dedi.
Ayet 76: Siz ve sizin, geçmişteki babalarınızın (taptığı şeyleri).
Ayet 77: Muhakkak ki onlar, benim için düşmandır ama âlemlerin Rabbi hariç.
Ayet 78: Beni yaratan da hidayete erdiren de O’dur.
Ayet 79: Ve beni yediren ve içiren, O’dur.
Ayet 80: Ve hastalandığım zaman bana şifa veren, O’dur.
Ayet 81: Ve beni öldürecek, sonra (da) beni diriltecek olan, O’dur.
Ayet 82: Ve dîn günü, benim hatalarımı mağfiret etmesini umduğum da O’dur.
Ayet 83: Rabbim bana hikmet bağışla ve beni salihlere dahil et.
Ayet 84: Ve beni, sonrakilerin lisanlarında sadık kıl (sonraki nesiller arasında benim anılmamı sağla).
Ayet 85: Ve beni, ni’metlendirilmiş cennetlerinin varislerinden kıl.
Ayet 86: Ve babamı mağfiret et, muhakkak ki o dalâlette kalanlardan oldu.
Ayet 87: Ve beas günü (yeniden dirilme günü, kıyâmet günü) beni mahzun etme.
Ayet 88: Çocukların ve malın fayda vermediği gün (beni utandırma).
Ayet 89: Allah’a selîm (selâmete ermiş) kalple gelenler hariç.
Ayet 90: Ve cennet, takva sahiplerine yaklaştırıldı.
Ayet 91: Ve cehennem azgınlara (azgınlar için) bariz olarak gösterildi.
Ayet 92: Ve onlara: “Tapmakta olduğunuz şeyler nerede?” denildi.
Ayet 93: Allah’tan başka (ilâhlarınız) size yardım ediyorlar mı (edebiliyorlar mı) veya kendilerine yardım edebiliyorlar mı?
Ayet 94: Onlar (putperestler) ve azgınlar, oraya (cehenneme) yüzüstü (burunları yere sürtünerek) atılırlar.
Ayet 95: Ve iblisin ordularının hepsi.
Ayet 96: Onlar (taptıkları şeyler ve onlara tapanlar) orada hasım olarak (düşmanca çekişerek) dediler ki…
Ayet 97: Allah’a yemin olsun ki, biz mutlaka apaçık bir dalâlet içindeydik.
Ayet 98: Âlemlerin Rabbi ile sizi (putları) bir tutuyorduk.
Ayet 99: Ve bizi mücrimlerden (hidayete mani olanlardan) başkası dalâlette bırakmadı.
Ayet 100: Artık bizim için bir şefaatçi yoktur.