SÛRELER

Zâriyât sûresi 41. ayetin Türkçe okunuşu, Arapça okunuşu ve meali

Ayet 40
فَأَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ ﴿٤٠﴾
Fe ehaznâhu ve cunûdehu fe nebeznâhum fîl yemmi ve huve mulîm(mulîmun).
Sonunda onu ve ordularını yakaladık ve böylece onları kınanmış olarak denize attık.
Ayet 41
وَفِي عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الرِّيحَ الْعَقِيمَ ﴿٤١﴾
Ve fî âdin iz erselnâ aleyhimur rîhal akîm(akîme).
Ve Ad (kavminde) de (ibretler, deliller vardır). Onlara, “yok edici” bir rüzgâr göndermiştik.
Ayet 42
مَا تَذَرُ مِن شَيْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّمِيمِ ﴿٤٢﴾
Mâ tezeru min şey’in etet aleyhi illâ cealethu ker ramîm(ramîmi).
(O rüzgâr), üzerinden geçtiği (hiç)bir şeyi bırakmayarak, mutlaka kül gibi toz haline getirdi.