SÛRELER

Ahzâb sûresi 46. ayetin Türkçe okunuşu, Arapça okunuşu ve meali

Ayet 45
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا ﴿٤٥﴾
Yâ eyyuhân nebiyyu innâ erselnâke şâhiden ve mubeşşiran ve nezîrâ(nezîran).
Ey Nebî (Peygamber)! Muhakkak ki Biz, seni şahit, müjdeleyici ve nezir (uyarıcı) olarak gönderdik.
Ayet 46
وَدَاعِيًا إِلَى اللَّهِ بِإِذْنِهِ وَسِرَاجًا مُّنِيرًا ﴿٤٦﴾
Ve dâîyen ilâllâhi bi iznihî ve sirâcen munîrâ(munîran).
Ve O’nun (Allah’ın) izni ile Allah’a davet eden ve nurlandırıcı sirac (kandil) olarak (gönderdik).
Ayet 47
وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ بِأَنَّ لَهُم مِّنَ اللَّهِ فَضْلًا كَبِيرًا ﴿٤٧﴾
Ve beşşiril mu’minîne bi enne lehum minallâhi fadlen kebîrâ(kebîran).
Ve mü’minleri müjdele! Muhakkak ki onlar için Allah’tan büyük fazl vardır.